21/9/2008 -Kategori: SAGLIK
İyi bir uyku icin 10 oneri

7-8 saatlik deliksiz bir uykunun sirrini size acikliyoruz: Yatmadan yaklasik 1.5 saat once mutfaga dalin. Ancak oyle her buldugunuzu yiyeceksiniz gibi bir yanlisa kapilmadan dalin… Yaklasik 200 kalori civarindaki bazi sihirli yiyecekler ile hem sindirim sisteminizi yormamis olursunuz, hem de kaslarinizi gevsetip, sakinlesirsiniz. Serotonin ve melatonin hormonlari sayesinde ise deliksiz bir uykuya kavusursunuz. Sizin icin hazirladigimiz listeden 1 veya 2 adedi gecmeyecek sekilde dilediginiz secimi yapmakta ozgürsünüz!

Muz: Acik olarak soylemek gerekirse sari bir poset icindeki uyku haplari olarak adlandirabiliriz. Seratonin ve melatonin disinda ayni zamanda magnezyum iceren bu meyve, kaslarinizi gevsetip sizi rahatlatir.

Papatya Cayi: Sizi yataga huzurlu bir sekilde yatiracak bir caydan bahsediyoruz. Sakinlestirici ozelligi sayesinde papatya cayi , kaygili ve sinirli bir bünyenin en iyi panzehiridir.

ilik Süt: Evet cok duydugunuzu biliyoruz…Fakat bu bir mit degil, gercektir. Süt iceriginde bulunan ve tripsin etkisiyle serbestlenen ve organizma icin gerekli bir aminoasit olan triptofan sayesinde beyniniz yatisir ve daha saglikli bir uykuya dalarsiniz. Elbette ki sicak sütün yillardir duydugumuz bircok iyilestirici ozelligi sayesinde psikolojik bir etkilesim de duyabilirsiniz.

Bal: Bitki cayinizin veya ilik sütünüzün icine atacaginiz bir cay kasigi kadar balin etkileri hic de goründügü kadar kücük degildir. icerigindeki seker her ne kadar vücudu hareketlendirmeye niyetlense de, az miktarda glikoz oreksine dur isareti yapar. Oreksin son zamanlarda kesfedilmis ve beyni hareketlinderen bir norotransmiterdir.

Patates: Az miktarda firinda pisirilmis patatesin iyi bir gece uykusuna yardimci olabilecegini pek sik duymadiginizi biliyoruz. Midenizi yormayacagi gibi, icerigindeki tripofan sayesinde asit seviyesini düsürür. Etkiyi daha da artirmak icin sütle birlikte püre kivamina getirip yiyebilirsiniz.

Yulaf Unu: Yulaf icerigindeki melatonin sayesinde iyi bir uykunun en iyi ilaclarindandir. Bir miktar Akcaagac serbetiyle karistirsaniz hem de lezzeti ile sizi büyüleyecektir.

Badem: Bir avuc kalp dostu bu yemislerden yediginiz takdirde, sizi tatli bir sekerlemeye gotüren yolculukta en büyük yardimcinizi bulmus olacaksiniz. Hem tripofan icerigi hem de uygun olcüde icerdigi kalsiyum sayesinde kaslarinizin rahatlamasina yarar.

Keten Tohumu: Hayat bazen ters gittiginde ve siz de kendinizi kotü hissettiginizde, 2 kasik keten tohumunun sizlere yardimci olabilecegini aklinizdan cikarmayin. Süt veya yogurt icine katabileceginiz keten tohumu, omega 3 yag asitleri acisindan zengindir ve dogal bir moral verici etkisi bulunmaktadir.

Kepek Ekmegi: Bal kattiginiz cayiniz ile birlikte yiyeceginiz bir ince dilim kepek ekmegi, vücuttaki insülinin biraz serbest kalmasina ve tripofan ile seratonininize ''uyku vakti'' mesajini yollamasini saglamaktadir.

Haslanmis Hindi: Yilbasini unutun. Güzel bir uykunun 2-3 saat oncesi, bir ince dilim kepek ekmegi üzerine koyacaginiz kücük bir parca haslanmis hindi eti yararli olacaktir. icerigindeki tripofan sayesinde midenizde cok miktarda protein olmadigi zamanlarda bile sizi rahatlatir.
8/9/2008 -Kategori: SAGLIK
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR:
1- Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
2- Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
3- Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
4- Ciddi bir yemek sonrası *hızlı* ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.
5- Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
6- İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
7- Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
8- Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.
İŞTE, YÜRÜYÜŞÜN 24 FAYDASI:
1-Yürüyüş, kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
2-Kalp kası dâhil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
3-Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahattaki kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
4-Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır. 5-Kan basıncını düzenler.
6-Kalp kasının yan damarlardan da beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
7-Şişmanlık riskini azaltır.
8-Sindirimi kolaylaştırır.
9-Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
10-Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
11-Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
12-Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
13-Büyümeyi ve incinme sonrası toparlanmayı *olumlu* etkiler.
14-Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
15-HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
16-Koordinasyona olumlu etki yapar.
17-Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
18-Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
19-Dayanıklılığı artırır.
20-Yorgunluk duyumunu engeller.
21-Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
22-Vücudun doğal keyif verici hormonu olan endorfinin salınımını artırır.
23-Yaşlanma sürecini geciktirerek, *genç* bir görünüm sağlar.
24-Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.
8/9/2008 -Kategori: SAGLIK

Kanımız hücreleri besliyor, boşaltımı sağlıyor ve bunu herkes biliyor.Peki kan grupları ne işe yarıyor?Acaba kişiliğimizi nasıl etkiliyor?Okuyunuz efendim…
Dünyada kan gruplarının dağılımı :
0 RH pozitif Her 100 kişiden 40´ı
0 RH Negatif Her 100 kişiden 7´si
A RH pozitif Her 100 kişiden 34´ü
A RH Negatif Her 100 kişiden 6´sı
B RH Pozitif Her 100 kişiden 8´i
B RH Negatif Her 100 kişiden 1´i
AB RH Pozitif Her 100 kişiden 3´ü
AB RH Negatif Her 200 kişiden 1´i
En eski kan grubunun “0″ grubu olduğunu belirtiliyor. “Herkes 0 grubuyken insanlar çok küçük bir alanda yaşıyorlardı, aynı yemeği yiyor, aynı organizmaları soluyorlardı ve bu yüzden değişim gereksizdi. Ancak nüfus arttığında ve göçler hızlandığında değişimler ivme kazandı. Sonrasında gelişen A ve B gruplarının geçmişi ancak 15 bin - 25 bin yıl öncesine uzanıyor. AB grubu ise çok yenidir.”
0 grubu “avcı”, A grubu “çiftçi”, B grubu “göçebe” ve AB grubu “modern” olarak değerlendiriliyor
Kan gruplarına göre kişilik tahlili
0 grubu: Kendine güven, cesaret.
A grubu: Sinirli ve hassas.
B grubu: Uyumlu ve yaratıcı.
AB grubu: En çekici ve ilginç…
En cesur ve güçlü ” 0″ grubu
Bu kan grubu taşıyan herkes gücü, dayanıklığı, kendine güveni, cesareti, sezgiyi ve tanrı vergisi bir iyimserliği genetik hafızalarında taşırlar.Melodik mizaç özelliğine sahiptirler. Bunlar yaşamın tadını en iyi çıkaran, dünya nimetlerinden en geniş biçimde yararlanan kişilerdir. Hayati bir melodi gibi yaşar ve kavrarlar.
İçinde bulundukları ortama çok iyi uyum gösterirler. Tüm insanlarla ve bütün varlıklarla anlaşırlar. Onlara ters düşmeden, olumlu ilişkiler kurmayı başararak yaşarlar. Bu engin uyum düzeni içinde, önlerine sunulan olanaklardan rahatlıkla yararlanırlar.
Amaçladıkları sonuca, büyük uğraşlara kalkışmadan, kolayca ulaşırlar. Onların bu başarılarındaki en büyük etken, dış dünyayla, sudaki hidrojenle oksijen gibi uyumlu olmalarıdır.
Modaya, havaya, zamana hemen uyuverirler. Herhangi birine çok değişik ve ters gelebilecek bir ortam düşünelim. Onlar bu ortam içinde dağılıp şaşırmaz, ürküp sinmez, bir köşeye çekilip donup kalmazlar. Hemen uyum gösterirler. Sivri ve uç düşünceleri, aykırı fikir ve eğilimleri yoktur.
Sağlıklı bir bünye ve iyimserlikle desteklenmiş liderlik özellikleri (güç, etki, güvenirlik) ve başarı için gerekli güdüler size kalan 0 grubu mirasıdır.
En paylaşımcı “A” grubu
Kalabalık insan toplulukları ve yerleşik ama daha kırsal yaşam gerilimleri baş edebilmek üzere ortaya çıkmıştır. Psikolojik özelliklerinin bazıları, kalabalık çevresel kitlelerin ihtiyaçlarına katlanabilmekle gelişir. Uyumlu mizaç özelliğine sahiptirler. Bu grup içinde yer alanlar, duyan, hisseden, sürekli olarak araştıran, çevrelerindeki kişiler ile bağlantı ve uyum sağlamaya çalışan kişilerdir. Dış dünyadaki tüm değişikliklere karşı duyarlıdırlar. Ancak aşırı duyarlılıkları, çevrelerinde büyük uyum güçlüğüne düştüklerinde onların geriye doğru kaçmalarına ve içlerine kapanmalarına neden olur.
Uyumlular, içinde bulundukları toplumun en ilgi çekici ve en renkli varlıklarıdır. Ancak dayanma ve uyum sağlama yeteneklerinin yetersiz kaldığı ortam ve koşullarda çözülürler. Acınacak, zavallı insanlar olurlar.
Büyük bir olasılıkla, bu oluşumun içindeki bireyde olması gereken en önemli özellik, paylaşımcı yapıdır. İlk A´lar, karmaşık bir hayatın meydan okumalarına karşı duyarlı, kurnaz, istekli ve akıllı olmak zorundaydılar.
Ancak bütün bu niteliklerin tek bir yapıda toplanması gerekiyordu. Belki de bu bugün bile A´ların daha gerilimli bir yapıya sahip olmalarının bir nedenidir. Sıkıntılarını içlerine atarlar.
Fakat patladıklarında da dikkatli olmalısınız. O gruplarının çok başarılı olduğu gerilimli ve sıkışık liderlik pozisyonlarına A´lar pek uygun değildir. Bu onların lider olamayacakları anlamına gelmiyor. Ama içgüdüsel olarak, çıkar gözeten liderliği istemezler.
A kan grubunda diğer gruplardan daha az grip görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca virüslerin etkisi, AB grubunda da diğer gruplara göre daha azdır.
En uyumlu “B “grubu
Irkların karışması, yeni topraklar ve yabancı iklimlerle karşı karşıya kalan ilk B gruplarının yaşamlarını sürdürebilmek için uyumlu ve yaratıcı olmaları gerekiyordu.
B grupları yerleşik A grupları kadar düzenli ve uyumlu bir konfora gereksinim duymazken O grularından da daha az kararlılık sahibidirler. Bu özellikler B gruplarının her hücresinde mevcuttur. Biyolojik olarak B gruplar diğer gruplardan daha uyumludur. Ritimli mizaç özelliğine sahiptir. Davranışlarında akılcı, sistemli, düzenli ve iradelidir. Başkalarının tepki ve eğilimlerini dikkate almaksızın, kendi düşünce ve kararları doğrultusunda ilerler. Onu bir demiryolu üzerinde giden, önüne çıkan engelleri ezen veya birlikte sürükleyen bir lokamotife benzetebiliriz.
Çevrelerine egemen olmak ve yönetmek isterler. Gözüpek, inatçı, otoriter ve serttirler. Mantık ve irade, onlarda daima duygulardan daha önce gelir. Bu mizaca sahip bulunanların tipi, asker, uzman ve danışmandır.
Bir çok yönüyle B grupları bütün olası seçeneklerin en iyisine sahiptirler. A gruplarının zihinsel ve duygusal olarak uyarılmış edimlerinin yanı sıra O gruplarının saldırgan ve keskin fiziksel tepkilerine ait öğeleri de içlerinde barındırırlar.
B gruplarının farklı kişiliklerle daha kolay ilişkiye girebilmelerinin nedeni, genetik doğaları gereği daha uyumlu olmalarındandır. Çünkü kendilerini rekabet ve savaşlara karşı daha az eğilimli hissederler. Onlar diğerlerinin bakış açısından da bakabilirler. Empati yetenekleri vardır.
En çekicisi “AB” grubu
Bu grup sinirli ve hassas A´larla dengeli B´lerin birleşmesiyle oluşmuştur. Sonuç ise tinsel, yaşamın özellikle sonuçlarının pek farkında olmadıkları bir takım etkenlerini kucaklayan, biraz parça parça bir karakterdir. Kompleks mizaç özelliği gösterirler. diğer üç mizacın tüm özelliklerini, karmaşık ve karışık bir biçimde bu kümede yer alan kişilerde görülür. Bu üç özellik, farklı yoğunluklarla bir arada bulununca, kişi birbiriyle uyuşmaz eğilimlerin elinde adeta oyuncak olur.
Böyleleri, dengeleri için gerekli olan dinamik bir düzenleme, güçlü bir irade ve iyi bir disiplinle karşılaşana değin, çelişen, karmaşık duygu, düşünce ve eğilimlerin elinde bocalayan, kaprisli, kararsız ve tutarsız bir kişi olur çıkarlar. Bununla birlikte çevrelerine önem vermeleri, sosyal tutum ve yargıları önemsemeleri, mantıklı düşünme yetisine sahip olmaları gibi olumlu yönleri onları başarıya ulaştırabilir.”
Çoğu kez onlar detaylarla uğraşıp kendilerini yormazlar. AB grubu, kan grupları arasında en çekici ve en ilginç olanıdır. Ama onların doğal karizması ardında hep kırık kalpler bırakır.
Kan grupları arasında AB çok ender görülür.A grubuyla B grubunun karışmasından meydana gelen bu kan grubuna dünya nüfusunun ancak %5 ´i dahildir.Ve de bu grup,kan gruplarının en yenisidir.Bundan 10-12 yüzyıl öncesine kadar böyle bir kan grubu yoktu.Doğudaki istilacı güçlerin batıdaki ülkeleri ele geçirmeleri üzerine farklı uluslar birbirlerine karıştılar. Doğuyla batı uygarlığının karışması sonucunda AB kan grubu ortaya çıktı. M.S. 900 yıllarından itibaren AB kan grubu oluştu. A ve B gruplarındaki Avrupalılar´ın evlilik yoluyla bir araya gelmedikleri kesindi. Ancak doğudan batıya akın başladıktan sonra farklı kan grupları birleşebildi.
Kan grubu-Kişilik ilişkisi
Kan gruplarının insan kişiliği ile yakından ilgisi olduğu anlaşıldı. Japon uzmanlar farklı kan gruplarının erkekler ve kadınlar üzerindeki etkilerini konu alan bi araştırmasının sonuçlarını açıklarken, “İnsan vücudunun kimyası ile kişilik arasında önemli bağlar var. Kan grupları bunlardan biri.” dedi
A Grubu Kadını
Para harcamasını çok sever. Seksi iç çamaşırlarına düşkündür. Çocukları çok sever ve çocuk sahibi olduktan sonra eşini ihmal eder. Değişikliği seven biridir.
.
A Grubu Erkeği
Düzenli yaşamayı sever. İyi bir dost ve konuşmacıdır. Birlikte olacağı kadını seçerken çok titiz davranır.
B Grubu Kadını
İstek doludur. Sekse hiç hayır demez. Para konusunda eli ya çok açıktır ya da cimridir
.
B Grubu Erkeği
Özgürlüğünün sınırlanmasından nefret eder. Kadınlara saygısı sonsuzdur. Hep neşe dolu bir aileye sahip olmak ister. Yemek konusunda son derece titizdir.
AB Grubu Kadını
Erkeklerin yüreğini hoplatan elbiseler giymeye bayılır. Para konusunda tutumludur. Yemek pişirmekte, mükellef bir sofra hazırlamakta üzerine yoktur.
AB Grubu Erkeği
Aile içinde mutlaka sözünün dinlenmesini, isteklerinin yapılmasını ister. Hoşgörülü ve kararlıdır. En iyi aşıklar bu gruptan çıkar. Eşine ev işlerinde yardım etmekten çekinmez.
0 Grubu Kadını
Mutfak masraflarından kısarak kendine hoş elbiseler alır. Çocukları biraz ele avuca geldiğinde hemen çalışma hayatına dönmek, toplumdaki yerini almak ister. Yemek yapmakla fazla uğraşmak istemez. Pratik yemekleri tercih eder.
0 Grubu Erkeği
Aşık olduğu zaman birlikte olduğu kadını çok kıskanır. Kalabalığı sevmez. Son derece hareketli, çalışkan ve hırslıdır. Sevgilisine veya eşine sık sık hediye almayı sever.
28/6/2008 -Kategori: SAGLIK

ZEYTİNYAĞI BANYOSU NASIL YAPILIR , FAYDALARI NELERDİR.
Malzemeler:
*Bir bardak zeytinyağı
*2-3 litre süt
Bir bardak zeytinyağını 2-3 litre sütle karıştırarak ılık suyla dolu küvete dökün,içine girerek biraz yatın ve dinlenin.Mümkünse bir iki mum yakın ya da direk gözünüze gelen ışıkları söndürün.30 dakikanızı alacak bu işlem ruhunuzu sakinleştirir,cildinizi de besleyip tazelik kazandırır.
15/6/2008 -Kategori: SAGLIK
Çayın faydaları zararları Saç bakımından ayak kokusuna kadar birçok faydası var ancak siz yine de fazla kaçırmayın
Uzmanlar çayın, tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiğini belirtiyor ve rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini ileri sürüyor.
Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre, çayın faydaları şöyle sıralanıyor:

‘Saçı şampuanla yıkadıktan sonra, son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Ayağınız kokuyorsa, ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır. Boğaz ağrılarında posaları süzülüp soğuyan dem boğaz ağrılarında gargara olarak kullanılır. Cildiniz yağlıysa banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görür. Derinizdeki yaraların temizlenmesi için çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etkisi göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz. Eliniz balık ya da soğan kokuyorsa, elinizi demli çayla yıkayın. Gözünüz çapak yapıyorsa, kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızın üstüne koyun. Yemek yerken dilinizi ısırdıysannız yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz 9 yerine 3 günde iyileşecektir. Buzdolabınız koku yapıyorsa demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.’
ÇAYIN FAYDALARI KADAR, FAZLA İÇİLDİĞİNDE ZARARLARI DA VAR
Uzmanlar, çay haddinden fazla içilecek olursa, ‘Çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir” diyerek, ”Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler’ uyarısında bulunuyor.
Ülkemizde oldukça fazla tüketilen siyah çay, faydaları ve zararları ile yine gündemde. Son günlerde açıklanan araştırma sonuçlarına göre, günde iki bardak çay tüketmek, kalp krizi ile ölüm riskini oldukça azaltıyor. Araştırmacılar, bu şaşırtıcı sonuç karşısında çayın daha iyi incelenmesi gerektiğini söyleyerek siyah ve yeşil çayda kalbi koruma özelliğine sahip maddeler bulunabileceğini tahmin ettiklerini söylediler. Söz konusu çalışma, 13 Mayıs’ta Amerikan Kalp Birliği Dergisi’nde yayınlandı.
Çalışmayı yöneten Dr. Kenneth Mukamal, sonuçların beklediğinden çok daha şaşırtıcı olduğunu ve çay bitkisinin kalp sağlığı üzerindeki gerçek etkisinin, araştırma sonucundan daha az olması durumunda bile, kalp krizinden kurtulmak için hatırı sayılır bir fayda oluşturabileceğini savundu.
Çalışmada çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları da araştırıldı. Araştırma sonuçlarına göre, çay tüketimi fazla olanlarda (Günde 2 veya daha fazla bardak), çay tüketmeyenlere oranla yüzde 44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor. Bir haftada 14 bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla yüzde 28 daha az kalp krizi sonucunda ölümle karşılaşıyorlar.
Bu geniş kapsamlı araştırmada, araştırmacılar kalp krizinden sonra hayatta kalan bin 900 kişinin, kalp rahatsızlıklarından önceki çay tüketimlerini not alıp bu kişileri 4 yıl boyunca izlemeye devam edecekler. Araştırmaya katılmış olan doktorlar; denek olarak alınan kişilerin yeni bir kalp krizine ya da kalp rahatsızlıklarına daha yatkın olan, yüksek risk grubundaki insanlardan seçildiğini belirtiyorlar.
Araştırmacılar ‘Flavonoidler’in (Bitkilerden elde edilen, besinlerde doğal olarak bulunan antidoksidanlar) kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını daha kolay sağladığını ve böylece kalbi doğal yoldan korumanın mümkün olabildiğini söylüyorlar. Ayrıca ‘Flavonoidler’in, LDL kolesterolünün daha kötü bir kolesterol haline dönüşmesini önleyebileceğine dair kanıtlar da bulduklarını belirtiyorlar.
Doktorlar araştırmaların henüz bitmediğine dikkati çekerek, fazla çay tüketimini henüz tavsiye etmemekle birlikte, kalp krizi geçirmiş olan ve çaydaki kafeinden endişe edenlerin bu konuda korkmasına gerek olmadığını iddia ediyorlar. Araştırma yapılırken hastalara ne tür çay (Kafeinli, kafeinsiz) tükettikleri ile ilgili soru sorulmadı. Araştırmacılar tüketilen çayın kafeinli ya da kafeinsiz oluşunun, ortaya çıkan bu olumlu sonucu değiştireceğini düşünmüyorlar.
Uzmanlar bütün bitki çaylarının farklı özellikler taşıdığını ve bu önemli etkiyi hepsinin oluşturamayacağını savunuyor. Yeşil ve siyah çaydaki kimyasal bileşimin de birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle farklı faydalar sağlayabileceği ileri sürülüyor.
« Önceki -