Çocuklar anneden ve babadan hesap sorar mı ? :) sorar
8/9/2008 -Kategori: GUNLUK HABERLER
Küçük kız annesine ;
‘İlk insan nasıl dünyaya geldi’ diye sormuş,
‘Tanrı Adem ve Havva’yı yarattı, çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum’ diye izah etmiş annesi..
Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına sormuş..
‘Binlerce yıl önce maymunlar vardı’ demiş babası, ‘Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik..’
Farklı iki cevaptan aklı karışan kız annesine gidip
‘Nasıl olur anne’ demiş ‘Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum..’
‘Karıştırıcak bir şey yok’ demiş annesi gülerek,
‘Ben sana kendi ailemin geçmişini anlattım. Baban da kendi ailesininkini anlatmış, bir tanem..!’
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Şişe suları sağlıklı mı? şişe suları hakkında bilmeniz gereken 6
8/9/2008 -Kategori: GUNLUK HABERLER
Günümüzde şişe suları oldukça büyük bir endüstri ve giderek büyüyen bir sektör.. Hemen hemen hepimiz aldığımız şişe sularının sağlığımızı nasıl etkilediğini merak ediyor, zaman zaman saf ve sağlıklı olup olmadıklarından şüpheleniyoruz. İşte bugüne kadar şişe suyuyla ilgili söylentiler..
1- Şişe suları musluk suyundan daha iyidir
Her zaman değil.. Şişe sularının üzerindeki etiketlerde dağlardaki kar tanelerinden biriken saf su kaynaklarından depolandıkları yazabilir ancak şişe sularının çok azı karlı dağlar, yeraltı kaynaklar gibi egzotik kaynaklardan depolanır. Çoğu belediye kaynaklarından şişelenir. Böyle olması suyun kalitesiz olduğunu göstermez, zaten hükümetlerin uyguladığı depolama koşulları vardır ve firmalar buna uygun olarak şişileme yaparlar.
2- En çok arıtılmış suyun tadı en iyisidir
Tuz ve minerallerden arındırılmış en saf suyun tadı yoktur. Sodyum, kalsiyum, magnezyum ve klor suya lezzet verir.
3- Vitamin, mineral ya da protein içeren şişe suları normal sudan daha sağlıklıdır
New York Üniversitesi Dr. Marion Nestle, “Vitaminler, renk, bitkiler, protein ve suya eklenecek diğer bileşenler farklı tercihlere sunulan pazarlama numarasıdır” diyor. Ayrıca, azar azar verilen vitaminler bağımlılık da yaratabilir. Şeker , suni tatlarla güzelliği arttırılan su, diyet sodadan bile fazla kalori içerebilir. Sadece florür musluk sularında şişe sularından daha fazla olduğu için, şişe sularına eklenebilir. 4- Günde 8 bardak suçmeniz gerekir
Amerikan Tıp Enstitüsü kadınların günde 2.7 litre su içmelerini öneriyor. Ancak uzmanlar suyun yüzde 80′inin su, meyve suyu, kahve, çay gibi içeceklerden ya da yüzde 20’sinin de diğer sulu yiyeceklerle alınabileceğini belirtiyor. Bu da demek oluyor ki günde eğer 1.5 bardak (fincan) kahve ve 1.5 bardak (fincan) diyet soda içiyorsanız, sadece 1.5 litre suya ihtiyacınız kalıyor. Su tüketiminizi yiyip içtiklerinize göre ayarlamalısınız.
5- Yoğun çalışmalardan sonra şişe suyu en iyisidir
1 saatten daha uzun tempoda çalışıyorsanız suya ve sodyum ve potasyum gibi elektrolitlere ihtiyaç duyarsınız. Bu sebeple sporcuların içtikleri yoğun içerikli sulara ihtiyaç duyabilirsiniz. Eğer daha az hareket eden biriyseniz her zaman içtiğiniz suyu içebilirsiniz.
6- Şişe suları daha kolay geri dönüşebilir
Şişe suları musluk sularından daha çok doğayı kirletiyor. Üretimi, taşınması, dağıtımı ve pazarlanması oldukça maliyetli. Suları depolamak için üretilen plastik şişeler yılda 100 bin araca yetecek kadar benzine eş değer. Amerika’da günde ortalama 70 milyon su şişesi yeniden dönüştürülüyor ama üzücü olan şu ki bunların yüzde 86’sının sonu çöp oluyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Aşk acısı çekiyorum diyorsanız işte size 10 öneri
8/9/2008 -Kategori: GUNLUK HABERLER
Aradığınız kişinin o olduğunu sanmıştınız ama siz istemediğiniz halde ayrılmak zorunda kaldınız.
Ayrılık acısı hayatınızı mı kararttı? Üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır. Ayrılıklar hep acı verir ve zaman en iyi ilaçtır. Yaşamakta olduğunuz bu sürecin ‘geçici’ bir süreç olduğunu bilmelisiniz.
http://www.intuitivereadings.org sitesi üzerinden insanlara yardımcı olmak isteyen medyum ve tarot okuyucusu Brenda, Ayrılık acısı çekenlerin bu sıkıntılı süreci mümkün olduğunca çabuk atlaması için tavsiyeleri şöyle:
1.Gereksiz bütün iletişimi kesin.
Çok gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle konuşmayın. Ayrıldığınız kişiden çocuğunuz varsa veya aranızda henüz kapatmadığınız parasal ve maddi konularınız vs. o kişiyle (sadece bu konuları konuşmak amacıyla) temas kurabilirsiniz. Ama ortak arkadaş ve dostlarınızla sohbetlerinizde bile o kişiden bahsetmeyin. Ortak sosyal çevre nedeniyle aynı ortamlara girmeniz gerekiyorsa, nazikçe selamlaşmak dışında o kişiyle yalnız kalmayın ve konuşmayın.
2.Sizin için duygusal anlamı veya anısı olan, o kişinin size verdiği objelerden derhal kurtulun.
Hediyeler, notlar, mektuplar vs. Bunları ayrıldığınız kişiye geri vermeyin. Maddi değeri olmayan eşyaları atın. Satılabilecek olanları (giysiler vs) satın veya hayır kurumlarına bağışlayın. Hiçbir koşulda bunların size geri gelmeyeceğinden emin olun.
3.Arkadaşlarınızla daha sık vakit geçirin.
Zor zamanlarda arkadaş desteği önemlidir. Ama çkarkadaşlarınızı ağlama duvarına çevirmeyin. Onlarla birlikte yapacağınız başka etkinlikler sizi oyalayacaktır.
4.Hemen başka bir ilişkiye atlamayın!
Çivi çiviyi söker diyerek hemen başkasıyla ilişkiye giren insanlar vardır. Ama bu yanlıştır! Başka insanlarla tanışmak tamam ama başka insanlarla duygusal ve cinsel ilişkiye başlamak içn çok yanlış bir dönemdesiniz. Kalbinizde ayrılık acısı varken doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.
5.Eğlenceli ve yaratıcı bir şeyler yapın.
Daha önce vakit ayıramadığınız için başka bir zamana ertelediğiniz bir şeyler yapın. Dans kursuna gidin, egzersize başlayın
6.Ayrıldığınız kişinin hiç hoşlanmadığınız negatif yanlarını düşünmeye çalışın.
İnsanlar ayrılmışsa bir sebebi vardır. Ayrılık acısı yaşarken insanlar hep ‘yaşanan mutlu günleri’ düşünür ama bu düşüncenin size bir yararı olmaz. Kendinize “Ayrılmamız iyi oldu, çünkü…” diye başlayan bir liste yapın. Ayrılık sürecini bir ‘arınma’ süreci olarak düşündüğünüzde psikolojik değişiminizi olumlu bir raya oturtabileceksiniz.
7.Ayrıldığınız kişi hakkında duygularınızı ve düşüncelerinizi bir kağıda yazın.
Bu kağıdı asla o kişiye göndermeye kalkmayın! Bu kağıdı bir süre sakladıktan sonra yok edin gitsin. Ayrıldığınız kişiye artık duygularınızı açıklamanın anlamı yoktur. Çünkü o artık sizin duygularınızı önemsemediği için sizin hayatınızdan çıkıp gitti. Ona olan duygularınızı açıklamanız onu geri getirmez. Aksine sizi zayıf ve patetik gösterir.
8.Yalnız kalmaktan korkmayın!
Dünyanın sonu değil bu. Bu sizin yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var yeryüzünde. Kendinizi tekrardan iyi hissedecek ve yeni birini nasıl olsa bulacaksınız.
9.Duygusal meselenizi aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle arkadaş olmayı falan düşünmeyin.
Ayrılırken “dost kalmak” nazik bir temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost kalabilirler. Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o zaman o kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar verebileceksiniz. Daha önce değil.
10.Ayrılık acısı çekerken alkole ve yemek yemeye sardırmayın!
Acınız unutmak için başkasıyla seks yapmaya da kalkmayın. Hiçbir faydası olmaz!
Yaşadığınız bu acılı sürecin en iyi ilacı zamandır. Bu süreçte kendinize karşı sabırlı ve nazik olun. Ayrılıktan ötürü kendinizi suçlamayın. Bu deneyimden bir şeyler öğrenmeye çalışın. Yaşananların bir hata değil, ileriye giden yolda yaşadığınız bir öğrenme süreci olduğunu düşünün.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İşte uyurken yatış pozisyonunuzun anlamları..
7/7/2008 -Kategori: GUNLUK HABERLER
Uyku üzerine araştırma ve analizler yapan uzmanlara göre, 6 ortak uyku pozisyonu ile farklı kişiliklerle ilişkili..
İşte uyurken yatış pozisyonunuzun anlamları..
Fetus / cenin yatışı..
Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar. Araştırmalarda 1000 kişiden % 41′i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..
Kollar yanda dik yatış..
Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır.. Buna rağmen, bazen kolay aldanabilirler..
Yaşlı duruşunda yatış
Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri zor veya yavaş değişir. Bir karar aldıklarında, bunu değiştirmekten hiç çok hoşlanmazlar.
Asker yatışı..
Kollar vücudun yanlarında rahat bırakılmış yüz yukarı şekilde, sadece baş sağa sola dönecek şekilde yatanlar, sakin, sessiz, vakur, ağzı sıkı kişilerdir. Gereksiz yere konuşanlardan, ortalığı velveleye veren insanlardan hoşlanmazlar. Kendilerini diğer kişilerden yüksek olarak konumlandırırlar.
Yüzü koyun (serbest düşüş) yatış..
Yüzü koyun yani bacaklarınız aralık ve düz, kollar baş hizasında yastığın üzerinde olacak şekilde, başını sağa-sola çevirerek yatanlar, topluluk, sürü halinde yaşamayı sever. Başkalarından çok kendilerini önemserler.. Bunun yanında sinirli, huzursuz ve içli, kolay incinen kişilerdir. Eleştirilmeyi veya uç durumları sevmezler.
Deniz yıldızı yatışı..
Yüz yukarı, kollar başın her iki yanına yastığa konulmuş açık, bacakları sağa ve sola açık biçimde yatanlar iyi arkadaş olurlar. Bu tür kişiler her zaman başkalarını dinlemeye hazırdır ve yardım istediğinizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar.
Hangi pozisyon sağlıklı?
Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur, deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı, kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır. Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır. Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi yku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece % 5′i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor.
Yorum (12) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Suya düşen telefon nasıl onarılır su ile temas eden cep telefonu
7/7/2008 -Kategori: GUNLUK HABERLER

Suya düşen telefon nasıl onarılır su ile temas eden cep telefonu nasıl tamir edilir...
Suya düşen cep telefonları ilginç yöntemlerle kurtarılabiliyor.
Islanan telefonların içindeki su, havayla çok fazla temas etmeden hızlı bir şekilde temizlenebilirse cihazın yeniden çalışması mümkün olabiliyor.
CİHAZLA PİL AYRILMALI
Üretici firmaların, garanti kapsamına almadığı ıslanma durumlarında kullanıcının ilk olarak, cihaz fişe takılıysa kısa devre yapmaması için fişi çıkarması değilse aynı riskten dolayı cihazla pilin birbirinden ayırması ardından da SIM kartı çıkartması gerekiyor. Bir çok durumda cihaz ıslansa bile SIM kartlar çalışmaya devam ediyor.
Cihazın pili ve SIM kartı çıkarıldıktan sonra kuru bir bezle hızlı şekilde kurulanması gerekiyor. Cihaz içerisindeki nemin doğal bir şekilde buharlaşması durumunda telefonun “kurtulma” ihtimali daha fazla bulunuyor.
ELEKTRİK SÜPÜRGESİ ÇEKİN
Cep telefonunun içerisindeki nemi buharlaştırmanın en iyi yolu, bir elektrik süpürgesi ile içine, ortamdaki havanın üflenmesi ya da çekiş özelliği olan bir elektrik süpürgesi ile içerideki havanın dışarı çıkarılması. Ancak saç kurutma makinesinin kullanılmaması gerekiyor.
PİRİNÇ TANELERİ İLE KURUTUN
Çoğu saç kurutma makinesi, ’soğuk üfleme’ modunda dahi ortamdaki havadan daha sıcak bir havayı makinenin içerisine üflediği için entegre ve lehimlere zarar verebiliyor. Bunun sonucunda cihaza pil takıldığı an telefon kısa devre yapabiliyor. Kurulandığı halde içinde hala nem olan cep telefonlarını tamamen kurutmanın en iyi yolu ise pirinç taneleri ile dolu bir kavanozun ortasına koyup ağzını kapatmak ve en az bir gün bekletmek. Pirinç taneleri ortamdaki nemi hızla emebiliyor.
DANATURE ALKOL KULLANIN
Kullanıcıların, saç kurutma makineleri, mikrodalga fırınlar ve doğrudan güneş ışığından kaçınması gerekiyor. Öte yandan cihazların “tuvalete düşürülmediği sürece” de alkolle temizlenmemesi gerekiyor. Solvent içerikli olan alkol, cihaz içindeki plastik bağlantıları eritebiliyor. Bunun yerine hırdavatçılardan temin edebilen “Denature” alkol
kullanılabilir.
Telefonunu denize düşürenlerin, cihazı sudan çıkarıp bu sefer tatlı suya bırakmaları daha sonra oradan da çıkarıp kurulamaları gerekiyor. Çünkü tuzlu su barındırdığı kristallerden dolayı cihazın bazı parçalarına zarar verebiliyor.
GİZLİ İŞARETLER
Birçok kullanıcının, suya düşürdüğü için çalışmayan telefonlarını değiştirmek istemelerinin ardından üretici firmalar, uzun bir süredir cihazın hem dışına hem de içine garanti etiketleri yerleştirmeye başladı.
Su ile temas ettikleri zaman renk değiştiren bu etiketler sayesinde yetkili servis, telefonun içini açmadan dahi suya düşürüldüğünü anlayabiliyor. Birçok telefonun içinde de gizli işaretler bulunuyor. Bu işaretler, telefon ıslandıktan sonra dışındaki etiket değiştirilse bile cihazın ıslandığını tespit edebiliyor.






