Selimiye camii yapılırken bir çok hikayesi olmuştur işte bunlard
8/9/2008 -Kategori: GEZILECEK YERLER
Selimiye’nin Oykusu Ilk is, caminin yapilacagi tepedeki evlerin, bahcelerin
satin alinarak cami alaninin hazirlanmasiydi. Bunun icin evlerin yikimina
girisildi. Ama iclerinden biri, yasli bir bahcivan topragini vermemekte
direndi. Padisahin buyruguna gore, topraklarini vermemekte direnenlerin ne
yapilip edilip razi edilmeleri gerekiyordu. Yalniz butun bunlar guzellikle
olacakti. Ne olursa olsun zor kullanmak yoktu. Buyruk boyleydi. Ne kese kese
altinlar, ne de yalvarip yakarmalar bu yasli bahcivani kandirabildi. Adam
bahcesini vermiyordu.Ama Mimar Sinan sonunda bu zorlugu da yenip adami
bahcesini vermeye razi etti.Boylece uzun calismalardan sonra usta mimar,
dusunu gerceklestirmis, yillar once gozune kestirdigi tepeyi ulu bir yapiyla
olumsuzlestirmisti.Caminin yapiminin bittigi sabah Mimar Sinan, butun
ustalarini, iscilerini, irgatlarini avluda topladi.
Hepsi de elbirligiyle
gerçeklestirdikleri yapiyi ovuncle seyre koyuldular.O sirada, oradan,
mahallenin cocuklarindan biri geciyordu. Bircok adamin merakli merakli
camiye baktigini gorunce, o da onlar gibi ellerini arkasina baglayip durdu.
Ayni yerde bakmaya basladi. Cocugu goren Sinan, yanina yaklasti. E, sen ne
dersin bakalim kucuk , diye sordu. Camimizi nasil buldun, guzel olmus mu?
Cocuk, gozlerini kisarak baktigi minareyi parmagi ile gosterdi Bak, o minare
egri olmus dede , dedi Sinan’a.O ana kadar sesi cikmayan butun ustalarla
isciler,Nasil olur, parmak kadar cocuk nereden bilirmis , diye homurdanmaya
basladilar.Sinan, elini kaldirarak, konusanlari susturdu.Ustalar, cocuk
dogru soyledi , dedi.Hepsi Sinan’in yuzune saskinlikla bakiyordu. Sinan
aldirmadi. Kalfalardan birini yanina cagirdi. Kalfaya, palanganin kalin ipi
alip cocugun gosterdigi minareye cikmasini soyledi. ipi, ucuncu serefenin
ustunden minareye sikica baglatti. Ucunun asagi sarkitmasini istedi. ipin
ucu asagi ulasinca adamlarina tutturdu. Simdi var gucunuzle ipe asilin,
dedi.Adamlar, bir anlam veremedikleri bu isi Sinan’in buyrugu ile yaptilar.
Sinan, adamlari ipe asilirken kucuk cocugun saclarini oksayarak sordu:Nasil
kucuk minarenin egriligi duzeldi mi dersin?Cocuk, dikkatle minareye
bakiyordu. Adamlar, var gucleriyle ipe asiliyordu. Neden sonra cocuk, Tamam,
simdi duzeldi, dedi. Sinan, adamlarina ipi birakmalarini soyledi. Cocuk
minarenin duzeldiginden emin olarak yanlarindan uzaklasti.Cocuk gider gitmez
kalfalarla ustalar Sinan’in cevresini aldilar. Yasli mimara biraz da
kizmislardi.Bu nasil istir? diye sordular. Minarenin dumduz oldugunu bizim
kadar siz de biliyorsunuz. Kendi elinizle olcup bictiginiz minareyi ne diye
iple cektirdiniz bize? Boyle gulunc bir sey gormedik simdiye dek. Ak sakalli
koskoca bir mimar bir cocugun sozune uyar mi hic?Sinan, gulumseyerek, bakti
yuzlerine.Minarenin dogru oldugundan ben de eminim. iple cekilerek
duzeltilemeyecegini ben de biliyorum. Ama bir cocugun gozunde bile,
Selimeye’nin ozurlu sanilmasini istemem. Onun icin yaptim bunu. Bundan boyle
hic kimse Selimiye’nin herhangi bir ozru oldugunu soyleyemeyecektir.
Yuzyillar boyunca eksiksiz bir yapi olarak anilacaktir.Ustalar o zaman,
Sinan’a hak verdiler. Bu bilgece davranisini yasadiklari surece,
unutmayacaklarini soyleyerek saygiyla elini opup kucaklastilar. Ve hep
birlikte oradan uzaklastilar.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
EDİRNE' DEKİ SAĞLIK MÜZESİNDEN BİR KAÇ RESİM.
3/6/2008 -Kategori: GEZILECEK YERLER
AŞAĞIDA SİZE BAHSETTİĞİM EDİRNE DEKİ SAĞLIK MÜZESİNDEN KENDİM ÇEKTİĞİM BİR KAÇ RESMİ PAYLAŞMAK İSTEDİM...

BURASI BİR ÖGRENCİ ODASI VE DERS ÇALIŞIYOR.

BURADA HASTA TEDAVİ EDİLİYOR.
BURASI BİR SINIF VE ÖĞRENCİLERE DERS VERİLİYOR.


BURADA DEPRESİF BİR HASTA TEDAVİ ALTINDA TUTULUYOR.

BURADAKİLER KARA SEVDALI HASTALAR.

BURADA BİTKİLERLE ŞURUP YAPILIYOR.
İLAÇ ODASI.
SARA HASTASI BİR ADAM TEDAVİ EDİLİYOR.
BİR KADIN ÇOCUGUNU DOKTORA GETİRMİŞ TEDAVİ EDİLMESİNİ BEKLİYOR.
BURASI MEŞGULİYETLE TEDAVİ ODASI.
AŞAGIDADA YAZDIĞI GİBİ MÜZİK İLE TEDAVİ EDİYORLAR.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
GEZİ
2/6/2008 -Kategori: GEZILECEK YERLER
GEÇENLERDE KOMŞULARIUMLA EDİRNE GEZİSİNE KATILDIM.VE BURADA ZİYARET ETTİĞİMİZ VE BEĞENDİM BİR KAÇ YERİ SİZLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.SELİMİYE VE ESKİ CAMİ HERKESİN GİDİP GÖRMESİ GEREKEN BİR YER.MÜZE İSE ŞAHANEYDİ BEN ÇOK BEĞENDİM ÇEKTİĞİM BİR KAÇ FOTOGRAFIDA GÖRMEYENLER İÇİN YAYINLAMAK İSTERİM..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
EDİRNEDE SAĞLIK MÜZESİ
2/6/2008 -Kategori: GEZILECEK YERLER
İkinci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi
İkinci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi, Edirne'de, İkinci Beyazıt Külliyesi içinde bulunan müze. Külliye içinde 1488'den beri yer alan darüşşifa (hastane), 1886-1887 Osmanlı Rus Savaşı'na kadar aralıksız 400 yıl hastalara hizmet verdi. Ruh ve akıl hastalarının müzik, su sesi ve güzel kokularla tedavi edildikleri bu tarihi mekan, 1997 yılından bu yana Trakya Üniversitesi tarafından müze olarak kullanılmaktadır. Türkiye'nin tek sağlık müzesidir. Müzede, hekimliğin gelişmesi ve değişik sağlık hizmetleri hakkında geniş bilgiler içeren pavyonlar bulunur. Selimiye Camii’nin ardından Edirne’de en çok ziyaret edilen ikinci mekandır. 2004 yılında Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü'nü kazanmıştır.
-
Ziyarete açık saatler : her gün saat 08.00 - 12.00, 13.00 - 17.00
-
Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün
Darüşşifa hakkında
Darüşşifa ve Tıp Medresesi, II. Beyazıt'in 1484 yılında Akkirman seferlerinden elde ettiği ganimet gelirleri ile 1484-1488 yılları arasında yaptırılan külliyedeki 10 farklı birimden birisiydi. Darüşşifa'da tedavi hizmeti ücretsiz verilmekteydi. Medresede okuyan öğrenciler, darüşşifadaki uzman hekimler yanında yetiştirilmekteydi.
Hastane üç bölümden oluşmaktadır:
-
Birinci bölümde, poliklinikler (göz mütehassısı, cerrah, nöbetçi odaları), kiler, özel diyet mutfağı, bekçi odaları, akıl hastaları tecrit odası, ilaç olarak kullanılan şurupların pişirildiği mutfak ve personel odaları bulunmaktadır.
-
İkinci bölümde 4 oda ve 2 sofa bulunmaktadır. Odalardan ikisi ilaç deposu ve eczane olarak, diğer ikisi de üst düzey personelin kullanımına tahsis edilmiş.
-
Üçüncü bölüm yataklı kısımdır. Bu bölüm 6 kışlık oda ile 5 açık sofadan oluşmaktadır. Sofalardan 4'ü yazlık yatak odası biri de musiki sahnesidir. Odalar ve sahne büyük ve yüksek bir kubbeyle örtülü şadırvanlı bir salon etrafında çevrelenmiştir. Odaların dış bahçeye, iç salona açılan pencereleri vardır. Ortadaki büyük kubbenin tepesindeki fenerden gelen ışık iç mekanı aydınlatır ve havayı, pis kokuları dışarı atar. Bir merkez çevresinde toplanmış hasta odaları az personelle hizmet verilmesini sağlar. Personel tüm odaları kolaylıkla gözetleyebilir ve gereğince acil olan hastaların yardımına koşarlar. Bu bölümün yapısında akustik sistemi de oldukça hassastır. Haftada üç gün verilen musiki konserleri yankılanmadan binanın her tarafından rahatça dinlenebilir.
Musiki ile hasta tedavisi, bu hastanenin özellikleri arasındadır. Tedavide yalnız musikiden değil, su sesi ve güzel kokulardan da yararlanılmaktadır. Büyük kubbe altındaki şadırvandan fışkıran suların kubbeye kadar yükseldiğini görenler yazmışlardır. O yükseklikten düşen suyun çıkardığı melodiler hastaları huzura kavuşturmaktadır. Tüm hastalar için musiki konserleri verilmekte ve hastalar bundan yarar görmektedirler. Çalışanlara yapılan günlük ödeme ise Baştabip 30 akçe, Tabipler 10'ar akçe, 2 kehhal 7'şer akçe, 2 cerrah 7'şer akçe, katip 4 akçe, hizmetliler 3'er akçe, Ferraş 3 akçe gassal 3 akçe, bevvap 3 akçe, hadim 3 akçe idi.
Hastalara iyi gelen makamlar şunlardır:
-
Rast makamı: Havale ve felce
-
Irak makamı: Afakana ve dar mizaca
-
İsfahan makamı: Zihin açmaya, zekayı artırmaya, anıları tazelemeye
-
Zirevkent makamı: Sırt ve eklem ağrılarına
-
Rehavi makamı: Baş ağrısına
-
Büzürk makamı: Ateşli hastalıklara, zihni temizlemeye, vesvese ve korkuyu uzaklaştırmaya
-
Neva makamı: Kadın hastalıklarına
-
Zengule makamı: Kalp hastalıklarına
-
Hicaz makamı: İdrar zorluğuna, cinsel yönden uyarılmaya
-
Buselik makamı: Kulunç ve bel ağrılarına
-
Uşşak makamı: Kalp, karaciğer, sıtma ve mide hastalıklarına
-
Raks makamı, felce, epilepsiye iyi gelir.
-
Irak makamı, çocuklarda menenjit ve afagan hastalıklarına iyi gelir.
-
İstafahan makamı, zihni açar, zekayı arttırır, gönül tazeleyicidir,üşüten ve ateş verici hastalıklardan korur.
-
Zirefgen makamı, çocukların dimağından kaynaklanan, fasial felç, felç ve sırt ağrısı, eklem ağrıları, kulunç hastalıklarında faydalıdır.Rehavi makamı, çocukların tüm baş ağrılarına faydalı olup, burun kanamasına, fasial paralizi, felç ve balgamdan ileri gelen hastalıklar.
-
Büzürk makamı, beyin ve kulunç hastalıklarında, güçsüzlüğü gidermek ve düşünceyi yönlendirmekte, sevdayı defedici ve tehlikeden korkma hususunda faydalı.
-
Zengube makamı, çocuğun kalp hastalıklarında, menenjit ve beyni ilgilendiren hastalıklarda, mide ve karaciğer hastalıklarında faydalı.
-
Hicaz makamı, çocuklarda görülen idrar zorluğuna, erişkin erkeklerin cänsel olarak uyarılmasında etkili.
-
Buselik makamı, kulunç ve kalça ağrısı, soğuk baş ağrısı ve çeşitli göz hastalıklarında faydalı.
-
Uşşak makamı, küçük çocukların kulağına güzel sesle okunursa, çocukların uykusunu getirmesi ve naz uykusunda dinlenmeye etkisi olup, yetişkin erkeklerde meydana gelen ayak ağrılarına faydalı.
-
Hüseyni makamı, çocukların karaciğer ve kalp hastalıklarında beden ısısını düşürmede, mide hararetinde ve ergin erkeklerde gizli humma ve 4 günde bir gelen ayak ağrılarına faydalı.
-
Neva makamı, ergenlik çağına gelmiş çocuklarda meydana gelen, urk-un nisa hastalığı ve kalça ağrısına faydalı olup gönül okşayıcı bir makamdır.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ESKİ CAMİ
2/6/2008 -Kategori: GEZILECEK YERLER
Edirne'de Osmanlılardan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 1403’de Emir Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414'te bitirilmiştir. Mimarı, Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer ibn İbrahim'dir.
En göze çarpan yönü, duvarlarındaki siyah renkli, kocaman kocaman yazı ve tuğralar. Cami yanında bir de kapalı çarşı var. Evliya Çelebinin anlattığına göre bu çarşı o kadar çok değerli eşyaya sahipmiş ki geceleri 60 yeniçeri tarafından korunuyormuş.
ayrıca bu cami, çok ayaklı cami tiplemesine bir örnektir.
Edirne'de Osmanlılardan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 1403’de Emir Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414'te bitirilmiştir. Mimarı, Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer ibn İbrahim'dir.
En göze çarpan yönü, duvarlarındaki siyah renkli, kocaman kocaman yazı ve tuğralar. Cami yanında bir de kapalı çarşı var. Evliya Çelebinin anlattığına göre bu çarşı o kadar çok değerli eşyaya sahipmiş ki geceleri 60 yeniçeri tarafından korunuyormuş.
ayrıca bu cami, çok ayaklı cami tiplemesine bir örnektir.





